Tahlil sonuçlarının değerlendirilmesi



Sağlıkla ilgili bir problem olduğunda doktorlar çoğunlukla çeşitli tahliller ister. İstenen kan, idrar, vücut sıvıları, dışkı analizlerinin sonuçları bir rapor halinde hastalara verilir.

Üzerinde çeşitli rakamlar bulunan bu sonuç raporları doktorlar tarafından değerlendirilene kadar sonucu merak edilir. Hasta için fazla bir şey ifade etmeyen bu sayılar doktorların hastalığa teşhis koymasını kolaylaştırır.

Bazı test sonuçları teşhis koydururken diğerleri ise yapılan tedavinin işe yarayıp yaramadığını gösterir.

Bu yazımızda tahlil sonuçlarının doktorlar tarafından nasıl değerlendirildiği açıklanacaktır.

 

 

Tahlil sonuçlarının sınıflandırılması

Pozitif veya negatif sonuçlar:

Sonuç raporlarında bazı tahlillerin sonuçları  “pozitif” veya “negatif” olarak yazılır. Negatif yazan sonuçlar hasta ve hasta yakınları tarafından olumsuz olarak algılanabilir. Halbuki negatif sonuç tahlili yapılan maddenin bulunmadığını gösterir.


Örneğin; gaitada gizli kan testi sonuçları bu şekilde rapor edilir. Bu testin amacı dışkıda gözle görülmeyen miktarda kan bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Test sonucu pozitif çıkarsa, dışkıda kan var demektir. Sonuç negatif ise, dışkıda kan bulunmamaktadır.

Bu tarz sonuç raporunun hasta ve yakınları tarafından bilinmesi, negatif sonuç durumunda tedirgin olmalarını da engelleyecektir. 

Rakamsal sonuçlar:

Tahlil sonuçlarının çoğu rakamsal sonuçlar şeklinde verilir. Özellikle biyokimyasal testlerin sonuçları sayısal sonuçlardır.

Sayısal sonuçlar da kendi arasında “eşik değerli sonuçlar” ve “referans aralıklı sonuçlar” olmak üzere ikiye ayrılabilir. 

tahlillerin yorumlanması

Eşik değer: Bazı tahliller belli bir değeri aştığında bazı hastalıkların olup olmadığını gösterir. Örneğin, göğüs ağrısı şikayeti olan bir hastanın kan troponin düzeyi 0.04 eşik değerini aşarsa o kişinin kalp krizi geçirdiği anlaşılır. 

Normal aralık: Bazı tahlillerde ise referans aralığı da denilen “normal aralık” kullanılır. Bir takım maddeler sağlıklı olan kişilerde belirli bir değer aralığı içinde bulunur. Hasta olan kişilere bu maddeler normal sınırların altında veya üzerinde olur.


Örneğin, açlık kan şekeri sağlıklı kişilerde 70-100 mg/dL arasında bulunur. Eğer bir kişinin açlık kan şekeri 100 mg/dL’nin üzerinde ise “hiperglisemi” adı verilen durum söz konusudur. Bu durumda çeşitli nedenlere bağlı olarak kan şekeri yüksektir.

Bunun aksine, kişinin kan şekeri 70 mg/dL’den düşükse, bu sefer “hipoglisemi” den söz edilir. Hipoglisemi, kişinin açlık kan şekerinin değişik sebeplere bağlı olarak düşük olmasıdır. Doktorlar, hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve diğer tetkiklerinin eşliğinde tahlil sonuçlarını değerlendirerek bir sonuca ulaşır ve hastaya teşhis koyar. 

Bazı tahlillerin referans aralığı olsa da, farklı amaçlarla iki farklı zamandaki ölçümler arasındaki değişiklik de yol gösterici olur. Örneğin, HbA1c testi referans aralığında olup olmamasına göre şeker hastalığının teşhisinde kullanılırken, aynı zamanda şeker hastalarında tedavinin işe yarayıp yaramadığını da gösterir. Uygulanan tedavi işe yarıyorsa, 3 ay sonra yapılan HbA1c testinde azalma görülür. Tedavinin işe yaramaması durumunda ise bu kez HbA1c testinde değişiklik olmaz veya daha da yükselebilir. 




loading...

Bir soru sor ya da yorum yaz...

Comment Spam Protection by WP-SpamFree

163 Yorum